Günlük07/20263 dk okuma

Neden Kimse Beni Dinlemiyor? Empati Eksikliği Üzerine

Bir şey anlatmaya çalıştığımda karşımdakinin zaten hazır bir cevabı olduğunu fark ettiğim anlar üzerine: dinlemek ile duymak arasındaki fark, önyargılar ve gerçekten anlaşılmak üzerine bir günlük.

Neden Kimse Beni Dinlemiyor? Empati Eksikliği Üzerine

Neden Kimse Beni Dinlemiyor?

Bir şey anlatırken karşınızdakinin gözlerinde o “tamam, sıra bende” bakışını hiç fark ettiniz mi? Ben fark ettim. Hem de defalarca. Geçtiğimiz aylarda yaşadığım bir durumu anlatayım. Önemli bir konuyu birine aktarmaya çalışıyordum. Cümlelerimi bitirmeden karşımdaki, kafasında zaten hazır olan cevabı vermeye başladı. Ben anlattığım şeyi değil, o zaten düşündüğü şeyi duymuştu. Bu ilk kez olmuyordu. Ama bu sefer üzerinde durup düşündüm.

Dinlemek ile Duymak Aynı Şey Değil

İşte tam burada asıl mesele ortaya çıkıyor: dinlemek ile duymak aynı şey değil. Duymak kulağın işi, dinlemek ise zihnin ve kalbin işi. Birçoğumuz konuşurken aslında cevap hazırlıyoruz; karşımızdaki kişinin ne dediğini değil, kendi sırada söyleyeceğimiz şeyi düşünüyoruz. Bunu fark ettikten sonra bir daha göz ardı edemedim. Çünkü bu, empati eksikliğinin en sessiz ama en yaygın hâli. Sosyal medya çağında herkes hızlı tüketmeye, hızlı yorum yapmaya, hızlı fikir sahibi olmaya o kadar alıştı ki; bir insanın anlattığı şeyi sonuna kadar dinlemek neredeyse bir lüks hâline geldi. Oysa gerçek iletişim, sabır gerektirir.

Kafalarda Hazır Kalıplar

Bir diğer önemli nokta da şu: insanlar genelde önceden oluşturdukları fikirlerle bize cevap veriyor. Siz farklı bir şey anlatsanız bile, onlar kafalarındaki hazır kalıba göre sizi değerlendiriyor. Bu durum sadece can sıkıcı değil, aynı zamanda kişiyi gerçekten anlaşılmamış hissettiriyor. Bunun nedeni çoğu zaman kötü niyet değil. İnsan beyni belirsizlikten hoşlanmaz, tanıdık kalıplara sığınmak ister. Bu yüzden yeni bir bilgiyi dinlerken bile onu eski şemalarına oturtmaya çalışır. Ama bu rahatlık, karşımızdaki insanı gerçekten duymamıza engel oluyor. Bunu anlıyorum. Yine de her seferinde biraz daha yoruluyorum.

Peki Ne Yapabiliriz?

Kesin bir formül bulduğumu iddia etmiyorum. Ama fark ettiğim birkaç şey var:

  • Sabırla dinlemek, karşınızdakine verebileceğiniz en değerli hediyelerden biri.
  • Anladığınızı teyit etmek (“Yani şunu mu demek istiyorsun?” gibi) yanlış anlaşılmaları önemli ölçüde azaltıyor.
  • Cevap hazırlamayı bırakıp o an tamamen dinlemeye odaklanmak, sandığınızdan çok daha zor ama bir o kadar da etkili.
  • Önyargılarımızı sorgulamak, karşımızdaki kişiyi anlamamızı kolaylaştırıyor. Onun söylediklerini kendi kalıplarımıza uydurmaya çalışmak yerine, gerçekten ne demek istediğini anlamaya çalışmak gerekiyor.
  • Kendi dinleme alışkanlığımızı gözden geçirmek, belki de en önemli adım. Çünkü empati eksikliği tek taraflı bir sorun değil; hepimiz zaman zaman dinlemek yerine cevap vermeye odaklanıyoruz.
  • En kolayı, has… oradan deyip geçmek!

Empati eksikliği tek taraflı bir sorun değil. Hepimiz zaman zaman dinlemek yerine cevap vermeye odaklanıyoruz. Belki de asıl değişim, önce kendi dinleme alışkanlığımızı sorgulamaktan geçiyor.

Bu yazı, anlatmaya çalıştığı şeyin tam olarak duyulmadığını hissedenlere; ve belki de karşısındakini değil, kendi dinleme biçimini sorgulamak isteyenlere.

#empati eksikliği#dinleme kültürü#iletişim#yanlış anlaşılmak#önyargı#kişisel gelişim#gunluk#düşünceler